Wim Hof Nefes Tekniği

Wim Hof ünlü nefes tekniğini kameralar karşısında uygularken

Geçenlerde sağlık üzerine internetteki makalelerde gezinirken rastladığım 26 farklı dünya rekorlarıyla ilgimi çeken “Buz Adam” (The Iceman) lakaplı Hollanda’lı gözüpek maceraperest Wim Hof’un −20 °C soğuk havada Klimanjaro Dağı’na tırmanması çok ilgimi çekti. Biraz araştırınca bu adamın Wim Hof Nefes Tekniği denilen ilginç bir nefes tekniği olduğunu öğrendim. Kendisinin anlattığına göre bu teknik söz konusu uç denemeleri yapmasında kendisine çok yardımcı oluyormuş. Herhalde bunun dışında da bu dayanıklılığın bir açıklaması vardır. Ayrıca bir şeyi sürekli yapıyor olmak da insanı geliştiriyor ki yeteneğin temelinde de bu azimli ve düzenli çalışma vardır.

Fakat bence herşeyden öte böylesine doğaya meydan okuyan şeyleri denemek kuvvetli ve net bir bakış açısının neticesi. Wim Hof dört çocuğunun annesi olan ilk karısını üzücü bir intihar sonucu kaybetmiş. Söylediğine göre kendini çok etkileyen bu olay böylesine soğuk ortamlarla yüzleşmesi için teknikler geliştirmesine araç olmuş. Şurası kesin ki bir yetenek sizde Allah vergisi olarak olsun yada çalışmayla gelecek olsun, siz onu yüz üstüne çıkarmaya niyetli değilseniz gelişmez. Yani bir başarının asıl sebebi ne kullanılan teknik, ne nasıl bir kas yapın olduğu, ne de içinde bulunduğun şartlar. Tamam bunlar da başarının büyük yardımcısı olabilir ama esas olarak o işi yapmaya dair içinde sağlam bir gerekçen yoksa, bunların hiç biri bir işe yaramaz.

Aşağıda merak edenler için Wim Hof Nefes Tekniği’ni yazmak istiyorum ama bunu bir uzmana danışmadan tatbik etmemenizi istiyorum. Kısacası sizi bu tekniğe özendirip kendinize zarar vermenize sebep olmak istemem.

  1. Wim Hof önce rahat bir pozisyona geçiyor.
  2. 30 defa hızlıca ağızdan veya burundan nefes alıp, bu nefesleri ağızdan hızlıca geri veriyor.
  3. Son nefesi verdiğinde derin bir nefes alıp ciğerlerindeki tüm havayı boşaltıyor ve nefesini tutuyor, beklemeye başlıyor.
  4. Nefesi kesildiği anda tüm ciğerlerini tekrar temiz hava ile dolduruyor ve bu sefer nefesini 10 saniye kadar tutuyor ve bırakıyor.

İşlem bitince rahat bir şekilde kendine gelene kadar bekliyor ve sonrasında içinde bulunduğu soğuk havada yürümeye başlıyor.

Lütfen bunu bir doktora yada uzmana danışmadan denemeye kalkmayın.

Nietzsche’nin Arkadaşları için Dileği

Friedrich Nietzsche

Değer verdiğim tüm insanlara acı çekme, yalnızlık, hastalık, kötü muamele, hakarete maruz kalma (umarım aşağılanmaya yabancı olmasınlar), kendi kendine güvensizliğin yarattığı işkence, yenilgiye uğramanın verdiği perişanlığı diliyorum. Onlara hiç acımıyorum çünkü bu onlara kanıtlayabileceğim, değsin yada değmesin kişinin katlanabileceği tek şey.*

Bu söz ilk duyduğumda beni derinden etkilemişti. O sıralarda hayatımın en zor dönemlerini yaşıyordum. Kendi kendime o zaman dedim şu yaşadıklarım bana şimdi kötü gelse de sonradan iyi gelecek. Şimdi baktığımda o zamanlar yaşadığım şeylerin şu an bana güç olduğunu fark ediyorum. Bir takım olaylar zor gelmişti, bazı hatalar yaptım, bunlar canımı ziyadesiyle yaktı. Hatalarımın üzerine derin derin düşünüp bazı dersler çıkardım. Babam, Emin dedemin bir sözünü hatırlatır bana hep “nefsinde zor gelen hakkında hayırlısıdır”. Friedrich Nietzsche de tam olarak bunu söylemek istemiş.

İşte insanda bilgelik bu şekilde gelişiyor. Bu sözün üzerine daha fazla uzun uzun yazmaya gerek olduğunu sanmıyorum.

 

* “To those human beings who are of any concern to me I wish suffering, desolation, sickness, ill-treatment, indignities—I wish that they should not remain unfamiliar with profound self-contempt, the torture of self-mistrust, the wretchedness of the vanquished: I have no pity for them, because I wish them the only thing that can prove today whether one is worth anything or not—that one endures.” Friedrich Nietzsche

Yöneticinin vazifesi mi çekpas ile suyu temizlemek? Bazen…

Söz konusu çekpasın ta kendisi

 

Günümüzde liderlerin görevleri eskisine göre çok değişti. Liderden kollarını sıvayıp işin içine girmesi beklenmiyor. Artık liderin görevinin bu olmadığı, asıl yapması gerekenin insanları ve yöneticileri yönetmek olduğu çok net anlaşıldı.

Geçen gün sabah işe geldim. Fabrikada bir katı su basmış. Sanırım sabaha karşı musluk patlamış ve geldiğimde her yer su içindeydi. Herkesten erken geldiğim için dedim bugün de güne böyle başlayalım. Normalde genel müdür olarak sizden elinize çekpası alıp su süpürmeniz beklenmiyor. Fakat bugün öyle yaptım. Ardımdan mesai saati gelip de işe gelen ustalar, usta başları da katıldılar bana. Beraber bir güzel kattaki suyu temizledik. Sonra işimize koyulduk. Onlar makinelerinin başlarına geçti, ben odama kağıtların, defterlerin, bilgisayarın başına geçtim.

Nereye gelmek istiyorum? Büyüklerimden gençlik yıllarından fabrikalarımızda benzer şeyler yaptıklarını duyardım. Ben de onlardan gördüğüm gibi zaman zaman böyle şeyler yaparım. Bunun bana bir yönetici olarak zaman zaman fayda sağladığını biliyorum. Sembolik bir jesttir bu. Çalışanlar ile bağınız kuvvetlenir. Yanlarında olduğunuzu onlara hissettirmenin güzel bir şeklidir bu.

O yüzden elini kolunu işe bulaştırmak istemeyen genç yönetici adaylarına tavsiyemdir bu. Ben çok üst baş kaybetmişimdir bu yüzden. Güzel bir şeydir arada sırada kirlenmek, üstünün başının yağlanması. Bu davranış size en fazla bir gömleğe mal olabilir ama çok şey kazandırır.