Evlatlarımıza En Büyük Mirasımız | Proaktif Olmak

Şu an geldiğim noktadan geriye baktığımda kendime sorduğum bir soru var. Geçmişe gidip genç Tunç’a söyleyecek iki çift sözüm olsa ona ne derdim? İşte bu soruya verilecek cevap hayatın başındaki tüm gençlerimizi ve örnek evlat yetiştirmek isteyen ebeveynleri ilgilendiriyor.

Proaktif kelimesini öğrendiğimden beri bu kavramın ıssız bir adaya düşersem yanıma almam gereken en önemli şey olduğunu biliyorum. Gençlere hayatlarının başında edindirmemiz gereken en gerekli özellik proaktif olmak. Peki proaktif yaklaşım nedir? Benim için proaktif olmak en basit anlatımıyla beynini kullanmaktır. Olaylar karşısında “Peki ben ne yapabilirim?” sorusunu sormaktır. Proaktif kişi değiştiremeyeceği şartlar hakkında oturup söylenmek yerine şartları değiştirmek için bir şeyler yapar. Elde etmesi gerektiğine inandığı yollar tıkanmışsa, olaylara karşı bakış açısını değiştirir. Bu özelliği ile proaktif bir insanın hayatta keşkeleri olmaz. Hayata “keşke şuyum olsaydı” gözüyle değil, “o zaman o vardı, ben de böyle yaptım” gözüyle bakar, keşke diyecek bir durumun oluşmasına müsade etmez. Proaktif bakış açısına sahip kişi içinde bulunduğu durumda koşulların oluşmasını beklemez, ayağa kalkar ve şartları değiştirmek için yaratıcı çözümler geliştirir ve adım atar.

İşte kızımızı/oğlumuzu hayata hazırlamak istiyorsak, ona öğretmemiz gereken belki de ilk kavram proaktif olmaktır. Başarıya giden yolda kişinin cebine koyması gereken ilk bilgidir bu.

Herkes en azından kendi çapında bir başarıya erişebilir. Başarı, kişisel gelişimin öncülerinden Earl Nightingale’in tanımı ile, değecek bir hedefin ilerleyici olarak gerçekleştirilmesidir. Earl Nightingale başarının bir sırrı olduğuna inanır ve bu sırrın insan beyninde olduğunu düşünür. İnsan beynini bir tarlaya benzetir. Bir tarlaya ne tohumu ekerseniz, bir zaman sonunda onu elde edersiniz. Beyin de tarla gibidir der. Ne ektiğinize aldırmaz, ne ekerseniz karşılığında size onu verir. Yani ne düşünürseniz o olursunuz; ne ekerseniz onu biçersiniz. İşte bunu derinden anlayabilmek, proaktif olmanın nasıl bir şey olduğunu kişiye anlatacaktır.

İki insan düşünün, Ali ve Veli olsun. Aynı mahalleden iki çocuk ve ikisinin de babası aynı fabrikada benzer işleri yapıyorlar.

Ali kendi hayatını şekillendiren şeyin bulunduğu ortam ve anne babasından gelen genler olduğuna inanıyor. Ben buyum diyor, daha varlıklı bir ailede, daha zengin bir mahallede doğmadığı için kendini şanssız görüyor. Bu sebepten de önüne ne konursa ona razı geliyor, kısmetim buymuş diyerek aklını bilinçli bir şekilde bir hedefi gerçekleştirmek üzere kullanmıyor. Hayatında bir ilerleme kaydedecek hiç bir tutuma girmiyor. Ali sizce sürekli olarak kendine bunları söyleyerek onbeş, yirmi sene sonra nerede olacak?

Bunun yanında Veli’yi ele alalım. Hayatın başlarında onun için de dış etmenler farklı değil. Aynı mahalle, aynı iş yerinde benzer işleri yapan babalar, aynı gelir düzeyi. Ama Veli, Ali’nin tersine, çaba sarf ederse bazı şeyleri değiştirebileceğine inanıyor. Bu yüzden kendini geliştirmek için boş zamanlarında sürekli bir şeyler öğrenmeye çalışıyor. Bir amaca ulaşmak için sürekli etrafındaki insanları kendisi için bir şeyler yapmaya ikna ediyor. Şartların daha iyi olmasına çalışıyor. Alt dallardaki elmalar toplanmışsa üst dallara erişmek için merdiven bulup getiriyor. Bilerek ve azimle aklını kullanıyor. Peki sizce Veli bu bakış açısı ile onbeş, yirmi sene sonra nerede olur? İkisinin de aynı yerde olacağını sanıyorum, ki siz de düşünmüyorsunuz herhalde.

İşte bu proaktif bakış açısıdır. Sabit fikirlilikten kurtulup, değişken bir kafa yapısına geçmektir. Evlatlarımıza vermemiz gereken en önemli tavsiyedir. Onlara bırakacağımız en büyük mirasımız…

 

İşinizin Başına Geçireceğiniz Çocuklarınızı Eğitin

Bizde öğretim ve okul sonrası eğitim genelde aynı şey sanılır. Öyle olmadığı bilinse dahi okul sonrası eğitime pek önem verilmez. Okul okumanın iş hayatına başlamak için yeterli olduğu düşünülür.

Esasen okul okumak, hatta saygın ve güvenilir bir okuldan diploma almak iş hayatına başlangıç için yeterli olsa da, eğer sizden sonra yerinize geçmesini beklediğiniz çocuğunuzdan, yani bu durumda veliahtınızdan önemli beklentileriniz var ise o kişinin kazanması gereken ve okullarda öğretilmeyen bir takım bilgi ve yetenekler de vardır.

Burada şu soru aklınıza gelebilir: Hepimiz bir yerlere geldik, böyle bir eğitim mi aldık? Doğru, siz servetinizi böyle bir eğitim alarak oluşturmadınız. Fakat sizin gibi yola çıkan herkes, sizin kadar şanslı ve/veya başarılı mıydı? Peki sizi bu noktaya getiren şey, veliahtınızı bu noktadan ötesine götürür mü? Sonra, evladınız sizin bir kopyanız mı ki herşeyi sizin bıraktığınız yerden aynı şekilde devam ettirsin?

Sizin evladınızdan beklediğiniz herhangi bir başarılı çalışandan beklenenden çok daha farklıdır, muhtemelen de çok daha fazlasıdır. Başarılı bir profesyonel, o noktaya gelmek için pek çok iş değiştirmiş, farklı vazifelerde bulunmuş ve en önemlisi ne yapıp etmiş kendi eşitleri arasından sıyrılmıştır. 45-50 yaşına gelmiş, başarılı bir yöneticinin elde ettiği kazanımları 25-30 yaşında, büyük ihtimal ile de daha korunaklı bir ortamda yetişmiş birinden beklemek biraz haksızlık olmuyor mu?

Bu konuda ben uzun yıllardır elde ettiğim birikimlerden şu sonuca vardım ki yukarıda anlattığım konumda bir genci böylesi bir iş hayatı temposuna hazırlamanın en efektif ve etkili yolu veliaht koçluğu. Bu çalışmada koç, veliaht olan danışanı ile aynı anda hem bir profesyonel ilişki, hem de bir ağabey kardeş ilişkisi içerisinde ilerleyecek. Koç olan kişi evladınızı kendi kardeşi gibi görecek. Bunun farklı örneklerine tarihte rastlamak çok mümkün. Şems-Mevlana, Akşemseddin-Fatih, Sokrates-Eflatun (Platon), Donatello-Verrocchio-Leonardo, Şeyh Edebali-Ertuğrul Gazi ve Osman Gazi akla gelen ilk örnekler.

Böyle bir çalışmanın başarılı olabilmesi için gerekli süre de en az bir buçuk, iki sene. Biliyorum kısa bir zaman ve az bir masraftan bahsetmiyorum. Ne var ki burada söz konusu olan da herhangi bir şirket çalışanı ve hatta herhangi bir üst düzey yönetici değil, yılların birikimi ile elde ettiğiniz servetin bir sonraki sahibi, ayrıca da biricik evladınız.

Bütün bunlar düşünüldüğünde de bence bu konuda, bu konunun bir uzmanından yardım almak kaçınılmaz oluyor.

(Tanışımak ve Veliaht Koçluğu hakkında detaylı bilgi almak için iletişim sayfasındaki telefon numaramdan irtibata geçebilirsiniz.)